MİT’çilere ifade ısrarına Anayasa engel

MİT’çilere ifade ısrarına Anayasa engel
eca-star-reklam

MİT'çilere ifade ısrarına Anayasa engel

Aybike Eroğlu ve Tahir Alperen’in haberi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın KCK soruşturması kapsamında MİT Başkanı Hakan Fidan başta olmak üzere 5 kişiyi ifadeye çağırmasıyla başlayan süreç sıcaklığını koruyor.

Başbakanlığın MİT mensupları için soruşturma izni vermemesi durumunda Cumhuriyet Başsavcılığı’nın konuyu Danıştay’a götürmesi gündemde. Hukukçular ise Anayasa’nın 125’inci maddesini hatırlatıyor: “Danıştay yerindelik denetimi yapamaz”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Başbakanlık’tan MİT mensuplarının ifadelerinin alınması için soruşturma izni istemesine ilişkin olumsuz cevap almaları halinde konunun Danıştay’a taşınacağıyla ilgili konuya hukukçulardan değerlendirme geldi. Danıştay’ın durum karşısında yerindelik denetimi konusunda bir incelemede bulunamayacağını belirten uzman hukukçular, aksi durumda Danıştay’ın Anayasa’yı ihlal etmiş olacağını vurguladı. 12 Eylül 2010’daki referandumda kabul edilen Anayasa’nın 125. maddesi, Danıştay’ın karar verirken ‘yerindelik denetimi yapamayacağını’ hükme bağlıyor. Sözkonusu maddedeki “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunlugunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz” hükmü, Yürütme’nin tasarruflarının Danıştay tarafından ‘içerik’ değil ‘usûl’ yönünden incelenebileceğini kayda geçiriyor.

DANIŞTAY YETKİYİ AŞAMAZ

Anayasa’nın 125. maddesinin çok açık olduğunu söyleyen Emekli Cumhuriyet Savcısı Mete Göktürk, hukuki görüşünün, Danıştay’ın davanın reddine karar vereceği yönünde olduğunu belirtti. Danıştay’ın durum karşısında yerindelik denetimi konusunda bir incelemede bulunamayacağını ifade eden Göktürk, şu yorumu yaptı: “Başbakan’a yasaların sağladığı bir takdir yetkisinin yerinde kullanılıp kullanılmadığını Danıştay’ın niteleme yetkisi yoktur. Yasada yeri olmayan bir yetkiyi kullanmışsa, o zaman Danıştay’ın bunu iptal etme durumu vardır. Şöyle bir örnekle netleştirmek gerekirse; doğrudan doğruya askeri kişiler hakkında anayasal düzeni değiştirmekle yükümlü, değiştirmeye yönelik bir suç işlendiği taktirde, özel yetkili mahkemeler soruşturma yapma yetkisine sahiptir. Başbakan derse ki, “Ben bu konuda izin vermiyorum” ve bunu yazılı bir belge şeklinde mahkemeye sunduğu takdirde, mahkeme bunu yok sayar ya da en azından Danıştay’a başvurarak bunun iptalini ister. Çünkü Başbakan’ın öyle bir yetkisi yoktur. Ama burada bir takdir yetkisi vardır. Yerindelik incelemesi yapamayacağına göre, bu Anayasa hükmü olduğuna göre, bu konuda Danıştay bu kararın iptalin yönünde karar vermemesi gerekir. Aksi olursa Anayasal yetkisini aşmış olur.”

YERİNDELİK DENETİMİ YOK

Danıştay Birinci Dairesi’nin soruşturmanın devamına veya Başbakan’ın izin vermemesinin onanmasına dair vereceği karara göre soruşturma sürecinin belli olacağını belirten Eski Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ve emekli Hakim Beyazıt Boran ise “Danıştay Birinci Dairesi Başbakan’ın izin vermemesi kararını kaldırırsa soruşturma devam eder. Şayet, Başbakan’ın izin vermeme kararını yerinde görürse, herhangi bir takipsizlik kararı ve ya kovuşturmaya gerek olmadığına dair bir karar olur. Ancak Anayasa değişikliğine göre şu an Danıştay’ın yerindelik denetimi yapması mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Yürütme erki baltalanır

Başbakan’ın takdir yetkisine giren bir konuda yargının farklı düşünmesi durumunda Danıştay’ın böyle bir hakkının bulunmaması gerektiğini vurgulayan emekli askeri Savcı Faik Tarımcıoğlu konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Danıştay’ın hiçbir şekilde bunu irdelememesi gereklidir. Bu, Başbakan’ın sorumluluğunda bulunan bir siyasi meseledir. Buna Danıştay karar veremez; yerindelik denetimi yapamaz. Bu hükümetin yürütme erkini kesin olarak baltalama anlamına gelir. Bunun sorumlusu hükümettir ve hükümetin inisiyatifine bağlıdır. Oslo görüşmelerinden dolayı savcılık yargılanmasını istiyorsa eğer, Başbakanlık bu konu hakkında daha çok bilgi sahibidir. Dolayısıyla Danıştay’ın sürece müdahale etmesi yetkilerini aşması anlamına gelir. Örneğin Türkiye Futbol Federasyonu’nun Türk Milli Takımı’nın bir hazırlık maçı yapması gerektiğini söylemesi ve rakip olarak da Suriye Milli Takımı’nı seçtiğini farz eledim. Danıştay da dese ki, ‘Suriye zayıf rakip, neden Almanya ile maç yapmıyorsun?’ Burada Danıştay herhangi bir yerindelik denetimi yapamaz. Böyle bir hakkı yoktur. Milli takımın kiminle maç yapacağına sadece TFF karar verebilir. Çünkü olayın muhatabı onlardır ve sorumluluk da onlara aittir. MİT olayı da aynı şekilde değerlendirilmelidir. O konuda da sorumluluk Başbakanlığa aittir.”

YENİ ŞAFAK

Etiketler:

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Etiketler

Feedburner RSS Lider Çocuk Adaptörlü Kırılmaz Klozet Kapağı Uğur Yapı Malzemeleri Toki Diyabet Hastalığı Punto Caso Kuğu Eviye Bataryası ECA Star Eviye Bataryası Artema Punto Batarya Fiyatları