En son babalar duyar…

En son babalar duyar…
eca-star-reklam

En son babalar duyar...

SENDEN BANA KALAN
Orijinal adı: The Descendants
Yönetmen: Alexander Payne
Oyuncular: George Clooney, Amara Miller, Patricia Hastie

Ferzan Öztepek’in ‘Cahil Periler’inde ana karakterlerden Antonia 15 yıllık kocası Massimo’nun bir araba kazası sonucu ölümünün ardından, tesadüf eseri eşinin gizli hayatını keşfeder. 2001 tarihli yapımda yok oluşun ardından bambaşka bir var oluşun peşinde koşan bir kadının hikâyesini, ‘Öztepek stili bir anlatım’ın eşliğinde izleriz. Bugünden itibaren gösterime giren ‘Senden Bana Kalan’ (The Descendants) da kuşkusuz birebir olmasa da benzer bir yok oluş ve var oluş düzleminde ilerliyor. Hawaii’de, dışarıdan bakanların “Tıpkı cennet gibi” diyecekleri bir ortamda, kendince yolunda giden bir aile hayatı olan orta yaşlı Matt King’in eşi Elizabeth su kayağı yaparken kaza geçiriyor. Lakin yaşananlar giderek bir trajediye dönüşüyor. Çünkü Elizabeth kaza sonucu komaya giriyor ve doktorlar, iyileşme şansının sıfır olduğunu söylüyor. Matt, bu durumda yatılı okulda okuyan büyük kızı Alexandra ve küçük kızı Scottie’yle yeni bir yol haritası çizmek üzere harekete geçmeyi planlarken bambaşka bir gerçekle yüz yüze gelmek zorunda kalıyor. Uyumsuz bir portre çizen Alexandra, tavrının nedenini açıklıyor: Annesi, babasını başka bir adamla aldatıyordur. 

Zor dostum zor
Bir yanda komada yatan bir eş, bir yanda aldatılmanın verdiğe acı; geçmişte özellikle çocuklarına karşı kayıtsız bir görüntü çizen Matt’in üzerindeki ağırlık, daha da katmerleşiyor. Peşi sıra Scottie, Alexandre ve erkek arkadaşı Sid, hep birlikte ‘ailenin saadeti’ni bozan adamı bulmak için yollara düşüyorlar…
Yunan kökenli bir ailenin çocuğu olan, gerçek ismiyle Alexander Canstantine Papadopoulos ya da sinema âleminin bildiği adıyla Alexander Payne, daha çok zor durumların adamlarını anlattı filmografisi boyunca. Bu tanımı güçlendirecek iki filmi ise ‘About Schmidt’ ve ‘Sideways’di. Serüvenin diğer halkaları ilk filmi ‘Citizen Ruth’la ikinci çalışması ‘Election’dı ama Payne’in tarzını, ruhunu ve karakterini belirleyen adımlar, son iki hamlesiydi. ‘Senden Bana Kalan’, asıl kahramanı dolayısıyla, yönetmenin son iki adımıyla tutarlı bir çaba içinde görünüyor. Lakin ortada sadece bir zorluklar karşısında ayakta kalma hali yok, film aynı zamanda adeta amatör bir dedektiflik çalışmasını da seyircisiyle paylaşıyor. Matt iki kızı ve Alexandre’ın yaşının ve kalıbının adamı gibi durmayan erkek arkadaşıyla, karısıyla yasak ilişki yaşayan adamı ararken öykü hafiften bir polisiye tadına ulaşıyor (tabii bu aşamada arada ‘Yol filmi’ havası da karışıyor dersek, yanlış bir tespitte bulunmayız). Ardından da hem Matt’in hem kızların hem de aradıkları kişinin, ortaya çıkan absürd tabloyla yüzleşmelerini izliyoruz.
Hawaiili yazar Kaui Hart Hemmings’in romanından uyarlanan filmde Payne, trajedinin katlanabilir yanlarını yani komediyi yine sahaya sürüyor. Matt’in aslında bütünüyle her türden durum komedilerine hizmet eden arayışları, aslında biraz da filmin tonunu belirliyor. Malum, işkolik avukat Matt King’i canlandıran George Clooney filmdeki performansıyla ‘En iyi erkek oyuncu’da Oscar’a aday. Evet Clooney her zamanki gibi belli bir standardı tutturuyor; evet, şaşkın Payne karakterlerinden birine dönüşüyor; evet, yönetmenin de vurguladığı gibi duygularını yitirip yakın çevresinden uzaklaşmış ve yeniden eski konumuna dönmek için çabalayan orta yaşlı avukata gerçeklik kazandırıyor ama bana kalırsa öyle ahım şahım da bir iz bırakmıyor. Öte yandan ‘Senden Bana Kalan’, ‘En iyi film’de, Payne de ‘En iyi yönetmen’de Oscar’a aday. Lakin ‘filmden bana kalan’da ise bu ödüllerle buluşmayı hak edecek bir durumun ortada olmadığı. Bir kere Payne, ‘Sideways’de çıtayı bayağı bir yükseltmişti. 

Listenin vasatları arasında
Dolayısıyla bir kıyaslama düzleminde ‘Senden Bana Kalan’, zaten yeterince etkili olamıyor. Böyle bir kıyaslamaya soyunmasak da film tek başına da çok çarpıcı gelmedi bana. Ortada komada olan hayat arkadaşın var, üstelik seni aldatmış, bir yandan son derece üzüntülüsün, bir yandan da son derece öfkeli. Yanında da hayat yolunda arayışlarını sürdüren iki genç insan, daha doğrusu kızların… Evet, belli yanlarıyla çekici bir hikâye belki ama artık filmin kendi içindeki yer yer ağır ritmi mi, yoksa küçük burjuvazinin gizli çekiciliğinin artık pek de gizlilik içermemesi mi bilmiyorum ama ‘Senden Bana Kalan’, vasat bir filmmiş gibi geldi. Kendi açımdan da Oscar’ın 10’luk ‘En iyi film’ destesinin ‘Extremely Loud & Incredibly Close’la birlikte de sıradan iki parçası olduğunu söyleyebilirim.
Lakin filmi özellikle dışarıda bir hayli beğenenler olduğunu da belirterek “Karar sizin” klişesiyle Payne’in yapıtına ilişkin son noktayı koyayım…

Etiketler:

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Etiketler

Feedburner RSS Lider Çocuk Adaptörlü Kırılmaz Klozet Kapağı Uğur Yapı Malzemeleri Toki Diyabet Hastalığı Punto Caso Kuğu Eviye Bataryası ECA Star Eviye Bataryası Artema Punto Batarya Fiyatları